Bu davayı Uzanlar kazanırsa Türkiye sadece çok ciddi bir parayı kaybetmeyecek aynı zamanda uluslararası bir mahkeme devletimizin hukuksuzluk yaptığını tescil edecek.”

ANKETE KATIL: ÇEAŞ DAVASINI KİM KAZANACAK?

Uzanlar kazanırsa (2)

Hakan ve Cem Uzan Paris’te Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıkları Çözüm Merkezi’nin üç bağımsız hakimine ifade verdi.
Mahkeme heyeti 21.5 milyar dolarlık bu tarihi davayı esastan görüşüp
görüşmeyeceğini karara bağlayacak.
Sürecin takvimi ise kabaca şöyle:
Mahkeme heyeti 2-3 aylık bir süre isteyecek. Bu sürenin ardından heyet Uzanların tazminat talebinin esastan görüşülüp görüşülmeyeceğine karar verecek. 3 kişilik tahkim heyetinin karar alabilmesi için 2 üyenin oyu yeterli olacak.
Yani temmuz başı bu davaya bakıp bakmayacağı belli olacak. Burası çok kritik…
Zira mahkeme davayı esastan görüşmeye başlarsa Uzanların kazanma olasılığı kuvvetlenecek demektir.
Türkiye bu süreçte yeni delillerle davanın seyrini değiştirebilir ve elbette tersi de mümkün.
Mahkeme ekim ayında ise kararını açıklayacak… Bu karara itiraz hakkı var… Kaybeden taraf üç ay içinde yeni bir belge getirip aynı heyete itiraz edebiliyor. Yani bir üst mahkeme yok. Çıkacak nihai kararın temyizi yok… Bu süre de Ocak 2011′de doluyor. O tarihten sonra karar kesinleşiyor.
Şayet Uzanlar kazanırsa Türkiye faiziyle birlikte yaklaşık 21.5 milyar dolar ödemek zorunda. Bu aşamada Uzanların şahsen bu parayı takip etmek yerine uluslararası bir konsorsiyuma tahsilat hakkını devretmesi de mümkün.
Bu paranın ödenmemesi ise imkansız…
Bu davanın nasıl sonuçlanacağını zaman içinde göreceğiz.
Fakat bu süreçte dikkatlerden kaçmaması gereken çok önemli birkaç detayı gözardı etmemeliyiz.
İnterpol tarafından dünyanın her yerinde krımızı bültenle aranan; görüldüğü yerde tutuklanması gereken Hakan Uzan’ın ‘özel izin’le Paris’e nasıl geldi? Komploları bir yana bırakırsak…
Evrensel hukukun temel normu nedir?
Bir kişi suçluluğu ispatlanana kadar masumdur.
Hakan Uzan zimmetine para geçirmek ve cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçlarından Türk adaleti tarafından aranıyor. Bu suçlamadan sonra yurtdışına kaçtı ve İnterpol 188 üye ülkede kırmızı bültenle kendisini arıyor. Önemli bir detay da şu: İnterpol tutuklama yapamıyor. Sadece üye ülkeler söz konusu suçluyu tespit eder ve yakalarsa İnterpol’e bilgi veriyor. Söz konusu kişiyi yakalayan ülke ile arayan ülke arasında anlaşma varsa suçlu iade oluyor.
Fransız polisi bu anlaşmaya rağmen Hakan Uzan’ın gelişine, gözaltı olmayacağı taahhüdü vererek izin verdi.
Neden?
Davaya bakan hakimler Hakan Uzan’ın savunma hakkını gözeterek, ifadesine başvurmak üzere bu arama kararını askıya aldılar.
O da bu çağrının güvenine uyarak Paris’e gitti. İfadesini verdi ve kaldığı süre zarfında Fransız polisinin korumasında kaldı.
Onların bilgisinde geldiği gibi ülkeden ayrıldı.

Türkiye’de özellikle Ergenekon sürecinde yaşananlara bakalım. Ne ile suçlandığını bilmeyen insanlar aylardır tutuklu… Daha önemlisi bu ‘şüpheliler’ yapılan sorumsuz/ kasıtlı yayınlarla ve kolluk kuvvetlerinin uygulamalarıyla suçlu muamelesi görüyorlar.
Hakan Uzan olayı bizim hukukun ne olduğuna dair oturup düşünmemiz gereken bir derstir.
Şayet bu davayı Uzanlar kazanırsa Türkiye sadece çok ciddi bir parayı kaybetmeyecek aynı zamanda uluslararası bir mahkeme devletimizin hukuksuzluk yaptığını tescil edecek.
O tarihte muhtemelen AKP iktidarı adına birileri çıkıp Uzanlar’ın hakimlerin satın aldığını açıklayacaktır. Halkımız da büyük oranda buna inanacaktır.
Bu süreçte zarar gören küçük yatırımcının hakkı ne olacak o da başlı başına ayrı bir sorun ama Libananco davasında asıl komedi Türkiye’yi savunan Coşar Hukuk Bürosu…
Paris’teki duruşmalara Türkiye adına giren Avukat Aydın Coşar’ın kıt İngilizce’si yüzünden sıkıntı çektiği yazıldı.
Elbette Türkiye açısından bu kadar kritik bir davaya uluslararası platformda bakacak bir avukatın İngilizce bilmemesi iktidarın tercihidir…
Ama aynı avukatın Danıştay’da görülen bir davada, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı Yasin El Kadı’nın avukatlığını üstlenmesine ne demeli?

SERDAR AKİNAN / AKŞAM

Son Eklenenler

Yorumlar Kapal.